Zincir Kılıfı


Zincir Kılıfı

Cami aksesuarlarımızdan biri olan Zincir Kılıfları, camilerimizin kubbesinden sarkan zincir, elektrik ve ses kablolarının kötü ve karmaşık görüntüsünü ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Camilerimize daha güzel ve hoş bir görüntü katan Zincir Kılıflarını özenle ve camilerimizin mimarisine uygun olarak tasarlamaktayız.


0


Minare Alemleri

Minare Alemleri camileri süslemede kullanılan cami aksesuarlarından biridir. Her ölçü ve ebatta kendi imalathanemizde özenle üretilmektedir. Uzun ömürlü ve dayanıklı malzemelerle ürettiğimiz alemler, paslanmaz ve kararma yapmaz. 
Minare Alemleri Resimleri için Tıklayınız
0

Cami Kubbe Alemleri

Cami Kubbe Alemlerini, hem görsel zenginlik hemde mimari açıdan kurşun levhaların birleşme noktalarını kapatmak amacıyla cami ve binalarda özenle kullanmaktayız.

Cami Kubbe Alemlerini görmek için Tıklayınız

Cami Kubbe Alemleri Resimleri
0
Cami Mukarnası Nedir?





0
Gülçe ve Yazi
0
Camii Kapak ve Zincir Kılıfı
0

Minber Nedir?

Minber Cami ve mescitlerde, dini bayram ve cuma günlerinde, imamın çıkıp hutbe okuduğu merdivenli yüksek kürsü. Aşağı tarafında perdeyle örtülmüş bir kapısı bulunur. En yüksek yerinde durulacak bir sahanlığı olup, bu sahanlığın dört köşesindeki direklere istinad eden (dayanan) küçük bir kubbesi ve bunun üstünde de minareninkine benzeyen bir külahı vardır. Minber, lügatte “yüksek yer” manasına gelir. Arapçada, “yükseklik”, çıkılacak yer manasına kullanılan “neber” kelimesinin ism-i mekanı, yer ismidir.


Minberler taştan inşa olunduğu gibi ağaçtan da yapılır. Yanları ve kapılarının üstü gayet sanatkarane oymalarla; ağaçtan olanları ise sedef ve kemik kakmalarla, kündekari olarak, tezyin olunur, süslenir. Cemaate nazaran mihrabın sağ tarafına konan bu minberler, camilerin en mühim bir kısmını teşkil eder. Bazı namazgahlarda taştan merdivenli bir sed halinde yapılmış olanları da vardır. İmamlar, hutbe okurken, minberin en üst basamağına kadar çıkmamayı bir hürmet sayarlar; çünkü o makam Peygamber efendimize ait telakki edilir.

Peygamber efendimizin Medine'deki Mescid-i Seadetinde Eshab-ı kirama hitab ettikleri zaman, uzun müddet ayakta durduklarını gören Eshab oraya bir hurma ağacı dikerek, Peygamberimizin ona dayanmasını rica etmişlerdi. Sonradan bir köle tarafından, ılgın ağacından üç kademeli olarak, her kademesi birer fasılalı ve iki karış kadar enli bir minber yapılmış ve Peygamberimiz, hitabelerini bu yüksekçe mevkiden, herkesi görerek irad etmişti. Bu minber üç veya dört ayaklı olup, arkasında dayanmak için üç sütunu olduğu ve Peygamberimizin üçüncü kademede oturup ayaklarını ikinci kademeye dayadıkları rivayet edilir. O vakitten beri camilerde hutbe için daha çok kademeli, taştan veya tahtadan minberler yapılmıştır. Hazret-i Ebu Bekir, Peygamberimize hürmeten minberin ikinci, Hazret-i Ömer ise her ikisine de hürmetinden dolayı birinci basamağında konuşmalarını ve nasihatlerini yapmışlar. Hazret-i Osman minberin kapısına ilk olarak bir perde astırmış, üçüncü basamağı kullanmıştır.

Minberler zamanla caminin ebadına nisbetle yükselmiş, abidevi bir şekil almıştır. Selçuklular zamanında minberler pek sanatkarane ağaç oymadır ki, Konya Alaeddin Camii, Bursa Cami-i Kebir (Ulu Cami) minberleri zamanlarının en nefis örnekleridir. Ancak bu devirlerde minberlerin en üst kademesinden sonra etrafı bir korkulukla tamam olmakta idi. Zamanla külahlar ilave edilmiştir. Minberler camilerimizin itila (yükseliş) devrinde mermerden yapılmıştır ki, bu meyanda Edirne Üç Şerefeli, Sultanahmed Camii minberleri muhteşem eserlerdir. Minberler devirlere göre yine mermerden ve ağaçtan olmak üzere Barok ve Rokoko uslublarında yapılmıştır.

Minbere çıkan imamlar (hatibler) Peygamber efendimize ve Halifelere hürmeten yukarıdan üçüncü kademenin üstüne çıkmayarak daha aşağı otururlar.

Medine Camii içinde Resulullah efendimizin kabr-i şerifiyle camiin o zamanki minberi arasındaki, yirmi altı m uzunluğundaki yere Ravda-i Mutahhera denir. Ravda “bahçe” demektir. O zamanki minber-i şerif, üç basamak ve bir metre yüksekti. 1256 yangınında tamamen yandı. Çeşitli yıllarda başka minberler yapılmış, bugünkü on iki basamaklı mermer minberi, Sultan Üçüncü Murad Han 1590'da İstanbul'dan göndermiştir.


 

 

 
 Gelin Minber Külahının Tanıtımına Bakalım:



Rölöve Yapı ve Dekorasyon

Mustafa Kemal Paşa Mah. Yazgülü Sok. No:28Arnavutköy / İSTANBUL
Tel: 
0.532.227.50.94
Tel: 
0.532.484.74.56
www.osmanlialem.com |info@osmanlialem.com

0

Kubbe Alemi Nedir?
Cami Alemi nedir ? Cami Alemi nerden geldi.
Türk-İslam sanatında cami, medrese, türbe gibi kubbeli yapıların, minare külahlarının, sancakların üzerine yerleştirilen tepelikler. Ayrıca bayrak, sancak, alamet ve bir kavim veya topluluğun tanınmış ve şöhretli kişileri için kullanılan bir tabirdir.
Araplarda sancak manasınadır. Umumiyetle altında toplulukların birleştiği alamet ve sancaklara, bu hususta kullanılan timsali işaretlere denir. En eski zamanlardan beri ordu ve asker topluluklarının bir işareti olmak üzere Alemler kullanılmıştır.
Türkler önceleri Alem olarak at kuyruğundan tuğlar, boynuz, kurt sureti ve hilal şekillerini kullanmışlardır.
Kubbe Alemi

Osmanlılarda alem aynı zamanda silah olarak kullanılan bir nevi balta ( teber )dır. Muhtelif şekilleri olur. Uçları dar yüzlü bir kama veya dört köşe bir süngü şeklinde mızrak gibi uzunca saplı bir silah olup, mızrak vazifesini de görür. Bunların bazılarının üzerinde Altın kakmalı yazılar ve süslemelere rastlanır. Yeniçeri ordusunda “sancak alemi” olarak da kullanılırdı.
Osmanlılarda beyaz, kırmızı, yeşil ve sarı olmak üzere muhtelif renkte bayrak yapılmış ve kullanılmıştır. Sancak karşılığı olarak da alem tabirini kullanmışlar ve sancağı taşıyanlara da alemdar demişlerdir. İlk Osmanlı bayrağı, Selçuklu Sultanı Alaeddin tarafından Osman Gaziye gönderilen Alemin beyaz renkte olmasından dolayı beyaz idi. Bu beyaz sancak, Osman ve Orhan Gazi zamanlarında kırmızı harb bayrağı kullanılmasına rağmen, Yavuz Sultan Selim devrine kadar muhafaza edilmiştir. Yeşil sancak ise, Fatih devrinde padişahın gemiye bindiği zaman geminin arkasına takılmak üzere kullanılırdı. Osmanlı bayraklarına hilal konması Orhan Gazi devrinde başlamıştır. Üç hilal ise, Fatih’in ilk sikkelerinde ve bundan sonraki yeşil sancaklarda kullanılmıştır. Ay yıldızın bayrağa konulması Sultan Üçüncü Selim zamanında olması kuvvetle muhtemeldir.

Cami, türbe, medrese, çarşı, imaret ve bunlara benzer dini ve içtimai binaların kubbeleri tepesine ve minare külahlarıyla, minberler ve şadırvanlar gibi mimari kısımlarının ahşap çatıları üstüne bazen süs bazen da mimari bir eleman olarak konulan tepeliklerdir. Bunlar düşey bir eksene geçirilmiş boncuk gibi yuvarlak şekilde bir kaç parçadan ve onların tepesine takılmış ay veya iki uçları dışarıya doğru kıvrılmış bir boynuz ve bunlara benzer şekillerle son bulan elemanlardır.

Alemler güzel görünmenin yanısıra mimari bir mecburiyetin neticesi olup, kurşun levhaların tepedeki birleşme noktasını örterler. Estetik açıdan da dikkati tepede toplayıp, sanki kubbe veya minare semaya yükseliyormuş gibi bir his verirler. Kubbe ve minarelerin Alemleri binanın büyüklüğüne uygun bir şekilde yapılır. Alemi meydana getiren parçalar aşağıdan yukarıya doğru küp, alt bilezik, Armut, boyun, üst bilezik ve ay gibi isimler alırlar. Alemlerin en çok dikkat çeken yeri ay kısmıdır. Bunların boynuz, hilal, nal, zombah, yaprak ve Mevlevi sarığı şeklinde olanları vardır.Gerek sancak, gerek kubbe ve gerekse minare külahları tepelerine takılan alemler çeşitli zaman ve memleketlere göre çok çeşitli 
şekiller almıştır.





























Rölöve Yapı ve Dekorasyon

Mustafa Kemal Paşa Mah. Yazgülü Sok. No:28Arnavutköy / İSTANBUL
Tel: 
0.532.227.50.94
Tel: 
0.532.484.74.56
www.osmanlialem.com |info@osmanlialem.com

0
Osmanlı Alem. Blogger tarafından desteklenmektedir.

En çok Bakılan Sayfalar